8 Mart 2012 Perşembe

Küçük İskender-Anahtar Prens


cam kurtlar var gecenin suyunda 
içilse şehir; yırtılmış taşların 
iade edilmiş melekler örttüğü 
eski, imdat, tahlilsiz hikaye! 
israf edilmiş tayfalarla gelecek 
uzattığım, uzatırken içine 
tıkandığım menekşe! belli 
belirsiz bir yaz ayında 


sözgelimi ekim, sözgelimi kiraz 
kırılacak bir tamburla geçecek 
önerdiğim, önerirken dibine 
çöküverdiğim efsane biraz; sesi yeis 
sesi sabahlara kadar dinlediğim radyo 
sesi oradan oraya oratoryo 
sesi koynuma giren sesi koynundan çıktığım 
sesi el konulmuş şeytan 
sesi el kadar masumiyet 
sesi hür siyah üzerine çalakalem mavi tül 
sesi tül mavi üzerine nakşedilmiş siyah gül 
sesi beni hep döven abim 
sesi beni kovalayan polis 
sesi bıçaklanışım, bıçaklanır 
bıçaklanmaz eriyişim; kabullenilişim; 
ah ben nerdeymişim, ben kimmişim de 
talazlanmış, tozlanmışım! üstümü süpür rüzgar! 
şimdi şikayetim var! çalıntı kalplerle kirlenmişim! 
ağlat beni özgürlüğüm, ağlat! gözyaşlarımla 
yıkanırım, belki öyle başlar kim bilir 
gökyüzünden yeryüzüne doğru 
ölü bir hava kabarcığı gibi yükselişim!

0 yorum:

Yorum Gönder